Yusuf' un Günlüğü

Yaşadıklarım' dan kısa bir alıntı

Otuz Beş Yaş

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N’eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla tasında.

Cahit Sıtkı Tarancı

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler okumayalar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. Alışkanlıklarına esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Yavaş yavaş ölürler!

Pablo Neruda

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları olmalı insanın, Aynen gemilerin limanlari gibi Zaman zaman uğradığın Yükünü boşalttığın Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, Geri döneceğin günü bekleme umuduyla Bazen rüzgara o açmalı yelkenini Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla Halatlarını çözmeli Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın, Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde Üzerindeki tek gömleğini.

Oğuzkan Bölükbaşı

Tam Zamanında Yaşamak – Can Yücel

Yemek de boş, içmek de, Hatta yeri gelmeden sevişmek de.

Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü, Tam zamanında söylemelisin sevdiğini Gözlerinin içine baka baka. Bisikletinin gidonunu Tam zamanında çevirmelisin Düşmemek için. Tam zamanında frene basmalı, Tam zamanında yola koyulmalısın.

Tam zamanında okşamalısın başını O üzüm gözlü çocuğun Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına, Tam ağlamak üzereyken. Tam zamanında koymalısın elini omzuna

En sevdiğin dostunun babası öldüğünde. Tam zamanında tutmalısın düşerken Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk. Tam zamanında acımalı yüreğin Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına Evsiz kalınca çoluk çocuk Ki uzatasın elini bir parça.

Tam zamanında açmalısın kapını Hayatına girmek isteyenlere. Tam zamanında çıkarmalısın Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını Seni gecenin üçünde arayıp da Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.

Tam zamanında öğretmelisin oğluna Gerekiyorsa yumruk atmayı Tam burnunun üstüne Tiksinmeden pisliğinden, Yukarı mahallenin sümüklü bebesi Misketlerini zorla almaya çalışırsa.

Tam zamanında bağırmalısın Acıyınca bir yerin. Tam zamanında gülmelisin Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında yatmalısın Yola çıkacaksan ertesi gün Ve arabayı kullanan sensen Sana emanetse çoluk çocuk

Ve kendin. Tam zamanında bırakmalısın içmeyi Son kadeh bozacaksa seni Ve üzeceksen birilerini Ertesi gün hatırlamayacaksan. Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.

Tam zamanında konuşmalı Tam zamanında şarkı söylemeli Tam zamanında susmalısın. Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa Annenin babanın evini,

Tam zamanında başka bir şehre gidip Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın. Tam zamanında dönmelisin memleketine. Tam zamanında için titremeli, Tam zamanında aşık olmalı Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı Belki de seni şampiyon yapacak En büyük balığı kaçırmadan. Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli Tam zamanında ölmelisin

Iskalamak istemiyorsan hayatı. Haydi şimdi kalk bakalım Silkin şöyle bir At üzerinden hayatın yorgunluğunu, Vakit zannettiğinden daha az Haydi kalk bakalım, Şimdi YAŞAMAK ZAMANI…..

Can Yücel

Web Design MymensinghPremium WordPress ThemesWeb Development