Yusuf' un Günlüğü

Yaşadıklarım' dan kısa bir alıntı

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Tiyatro ; hayatın aynasıdır. Ne güzelde ifade etmişler değil mi ? Söyleyenin de söyletenin de yüreğine sağlık. Yaşamı ve yaşadıklarımızı gerçekten dışarıdan görmeye ihtiyacımız var, farkında olmadığımız gerçeklikleri, kendi yaşamlarımızdaki kaybolmuşlukları görebileceğimiz hem de bu hallerimize gülebileceğimiz en güzel yerlerdir Tiyatro Sahneleri.

Son zamanlarda fırsat yaratıp gittiğim bir kaç oyun arasında gerçekten beğendiğim bir tanesinden bahsetmek istiyorum sizlere. Oyunumuzun adı “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, tiyatro üstadı Haldun Taner tarafında kaleme alınan oyun, 31 Mart Olayı ile başlayan ve 1960 yılının ortalarına kadar devam eden süreçte, ülkemizin siyasal ve toplumsal durumu tüm gerçekliğiyle yansıtıyor. Beraber büyüyen Vicdani ile Efruz’un ilerleyen hayatları ve ilişkileri üzerinden, içindeki vatan sevgisini ve ülkesinin çıkarlarını kendi hayatından bile üstün tutan Vicdani Yurdakuler’ in her zaman yenilmeye mahkum, düzene ayak uyduramayan ve haksızlıklarla dolu hayatı gözler önüne seriliyor.

İzlerken hem gülecek, hem üzülecek hem de memleketimden insan manzaralarını gördükçe düşüneceksiniz. Oyun’ un müzikal kalitesine ise ayrı bir parantez açmakta fayda. Oldum olası müzikal oyunları sevmişimdir ama oyun hem güzel hem de müzikal kalite bakımından üst seviyede olduğunda seyrine doyum olmuyor.
Uzun yıllar önceki yaşanmışlıklara ayna tutan bu güzel oyun, günümüz gerçekleri ile bir o kadar örtüşmekte ve bu etkisiyle seyirciyi oyunun içine davet etmektedir. Kendimizden ve gündelik yaşantımızdan sahneler göreceğimiz bu oyunu izlemenizi şiddetle öneririm.

Edirne Gezisi’ nin Ardından

 

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Uzunca bir zamandır işlerimin yoğunlu sebebiyle fotoğraf gezilerine ara vermek zorunda kaldım. 08/04/2012 Fotoğraf Atölyesi ve Zayende Travel ekibi ile Edirne’ deydik. Daha önce hiç Edirne’ yi görmemiş biri olarak yeni bir yer görecek olmanın heyacanı ile yola koyulduk. Yaklaşık 2,5 saatli bir otobüs yolculuğunun ardından Edirne’ ye ulaştık. Gezimizin ilk durağı eskiden sıklıkla kullanılan o meşhur sarı süpürgelerin yapıldığı Süpürgeciler Çarşısı oldu. Çarşı içinde Süpürge yapımını sürdüren ustaları yakından görme ve tanıma imkanı bulduk. Oldukça hoş kareler ile buradan ayrılıp ikinci durağımız olan Eski Cami’ ye ulaştık. Eski cami görsel açıdan oldukça zengin bir yer, geniş ve birbiri ile bağlantılı kubbeler, büyük duvar yazıtları, tavanda yer alan işlemeleri ile oldukça görkemli bir yapı. Öğle arasında Pehlivan Et Lokantası’ nda Edirne’ ye özgü ciğer ve köfte ile karnımızı doyurduktan sonra Selimiye Camii’ ne doğru yola koyulduk. Eğer bir gün yolunuz düşerde Edirne’ de ne yiyeyim diye düşünecek olursanız yaprak ciğer ve köfte’ yi denemeden dönmeyin derim.

Gezimizin en önemli durağı olan Selimiye Camii gerçekten görülmeye değer muhteşem bir eser. Mimar Sinan’ ın ustalık eserim dediği ve 80 yaşında yapımına başladığı bu eser tam 6 yılda tamamlanmış. Cami çevresi ve içi gerçekten göz alıcı ve bugüne kadar gördüklerimden çok daha ihtişamlı diyebilirim. Cami bölgesi için maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Sokak düzenlemeleri oldukça kötü durumda, yollar daracık ve bir anda trafik karışabiliyor. Her yer denetimsiz bir şekilde seyyar satıcılar ile dolu Sultan Ahmet ve çevresinden hiç bir farkı yok. Cami önünde oldukça geniş bir alan olmasına rağmen sanırım bu zamana kadar bir düzenleme yapılması kimsenin aklına gelmemiş. Yerli ve yabancı bir çok misafir cami’ yi ziyarete geliyor ve hatta Bulgaristan ve diğer komşu ülkelerden turistik seferler düzenleniyor. Neyseki bu küçük sorunlar eser’ in muhteşemliğini hiç şekilde gölgeleye yetmiyor.

Eski cami ve Selimiye’ nin ardından sırasıyla Üç şerefeli cami ve Darül-şifahane’ ye doğru yol aldık. Eski osmanlı’ da özellikle ruh ve psikoloji hastalarının tedavi edildiği merkezde bitkisel ilaçlar ile birlikte tedavinin önemli bir parçası olarak farklı makamlardaki Türk Müzik’ leri kullanılırmış.

Ve tabiki Meriç nehri kıyısında çay sefası ve köprü manzaralı fotoğraf çekimi ile turumuzu sonlandırıp İstanbul’ un yolunu tutuyoruz. Kısıtlı bir vakitte hem gezi hem de fotoğraf adına güzel kareleri yakalayabilmek için geldiğimiz Edirne’ den mutlu ve mesut bir şekilde ayrılıyoruz. Yaşadığımız büyük şehirlerin karmaşası, stresi ve yorucu ortamından uzaklaşmak adına eskilerin dediği gibi “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” deyip veda ediyorum.

Edirne’ de Gezilecek ve Görülecek Yerler Hakkında Detaylı Bilgi İçin

http://www.sihirlitur.com/gezi/edirne/index.html

Edirne Gezisinden Göze Çarpan Kareler

https://plus.google.com/photos/116868222801293892330/albums/5731389986152843281?authkey=CJjw-_iLzZSurgE

 

Web Design MymensinghPremium WordPress ThemesWeb Development